CEHENNEMİN YILDIZ HARİTASI

scorpion

Konumuz bu kıt aklımızla Tanrının Dünyayı kurma temellerini sorgulamaktır….Kimilerinizin yaptığı gibi…Bu neden böyle…..

Tanrı yarattı diyoruz bizi….Bu dünyaya nerden geldiğimizi bilmiyoruz…bedeni biliyoruz..Ama ruhumuzdan haberimiz yok.Nasıl yaratıldı..

Hayyam dan:

”Tepemizde dönüp duran gökler
Büyücünün fanusu gibidirler:
Güneş bu fanus içinde lamba,
Biz de gelip geçen görüntüler.

Bu varlık denizi nerden gelmiş bilen yok;
Öyle bir inci ki bu büyük sır, delen yok;
Herkes aklına eseni söylemiş durmuş,
İşin kaynağına giden yolu bulan yok.

bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?
Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen
Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işde.”

Hep nereye gideceğini düşünür insan nerden geldiğini hiç sorgulamaz..Hz Ali: insanlar gelecekten ben geçmişimden korkarım demiş…belki bu sözde açıklanmak istenmeyen koskoca bir gerçeklik vardır…

Kader deriz ne olduğunu bilmediğimiz hayat akışına…Neresi kader neresi irade..Kimse bize hayatımızın belli bir kısmına,Yıldız Savaşları nda Obi Van Kenobinin Skywalker e dediği gibi ‘Luke bu senin kaderin’ demiyor ,Habire yıldızlarla savaşıyoruz….

Gönül, bir düş madem dünya gerçeği
Ne dertlenir, alçaltırsın kendini?
Hoşgör kaderini, gününü gün et:
Yazılan senin için bozulmaz ki

demiş Hayyam.Evet öylesine inatçı kader…Ama Gününü gün etmeye bırakır mı her zaman..

Hz İbni Arabinin söylediğine göre Cehennem bir bakıma Dünyaya benzer ve Cehennemin Astrolojik bir teması vardır.Aşağıdaki ayete göre eğer Astrolojik tablo bizim tahmin ettiğimiz gibiyse bütün insanlar bu Astrolojik yapıyla karşılaşacaklar demektir.Ayet uyarınca :

”İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.” Meryem 71

Resimdeki harita Hz.İbni Arabinin tam demek istediği bir harita olmayabilir.Ama ben onun söylediğini bu şekilde yorumladım. Yanılmışta olabilirim. -Yalnız bu harita farklı bir yapıdır, sakın ola ki bunu bir insan haritasıyla karşılaştırmayın, -Fütühatta geçen cehennemin yıldız haritası:

”Allah cehennemi Boğanın yükselişinde yarattı.Bu nedenle onun yaratılışı görünüşte boğayla birdir….Allah cehennemi yarattığında Zuhal Boğa burcundaydı.Güneş ve Merih ise Yay burcundaydı.Diğer gezegenlerde Oğlak burcundaydı…( F.Mekkiye C.2 S.400)

horoscope of hell

Haritada Güneş Yay burcunda yani ateş burcundadır…Hz.Arabiye göre Yay Cinlerin burcudur.8.evde Güneş ve Mars var..insanoğlu ölümsüzlük savaşı veriyor sanki..yarısı hayvan yarısı insan santorun burcunda.Yay yarı insan yarı hayvandır sembolü öyledir.(Hz.Arabi olgunlaşmamış insana Hayvan-İnsan der fütühatta.)Yarı insan-yarı at olan yaratıkların genel adı Centaur (Kentaur)dur.Peki santor neden ok atmaktadır..ya avlanmak ya da birşey öldürmek için.(Kan dökecek bir varlık mı yaratacaksın ayeti aklıma geldi burada)..aç kalmamak için savaş vermektedir..bu yüzden Güneş ve Mars yanyanadır..hayatın temeli budur..hayatta kalmak için uğraşmak..(orada ekip biçmek zorunda kalır yorulursun).

Haritada Yıldızların burcu bilinmektedir.Dereceleri bilinmemektedir..Yıldızlar oraya derecesiz rastgele konmuşlardır.Çünkü Güneşle Marsın dereceleri bilinmemektedir.Dolayısıyla hangisi önce hangisi sonra soru işaretidir.Boğanın yükselmesi de tam doğru olmayabilir.Çünkü Hz Arabi yıldızların burçlarını açık açık söylerken yükselen burcu budur diye birşey söylemiyor.Ben bunu Boğanın yükselişinde yarattı cümlesinden çıkarıyorum.(Uranüs,Neptün,Pluto da Hz.Arabinin zamanında bilinmediğinden onları haritaya, Oğlak burcuna eklemedim)…Dünya Öküzün boynuzu üzerindedir der eskiler o da Boğa burcundan kinayedir ..Saturn yapıdır yani madddedir.. madenlerdir.Ve bir anlamda kısıtlamadır.

TAURUS

Yay öğretmendir.Bak burada yanlış yaptın şöyle yapmalıydın diyerek genel çerçeveyi çizer.9.ev de inancı temsil eder…Boğa ise maddi güzellikleri temsil eder.Boğa ekin ekmek için kullanılan hayvandır.Ne ekerseniz onu biçersiniz.Kötü mü iyi mi tohum ektiniz bu ortaya çıkar.Saturn de Astroljide en büyük öğretmen diye anılır…Ruhların toprak alemine bağlanması da belki Saturn ve Oğlakla ilgilidir.Tanrı kimi insanların sen bizim tanrımızsın sözünde eğrilik bulunca”Hepiniz bir dille evet diye iddia ettiğinizden,nakit ve kalıpın belli olması,safla karışığın ayrılması için sizi,bu can ve gönül aleminden ,su ve çamur alemine göndereceğim” demiş(Maarif-Sultan Veled s.190)

Hz.Arabiye göre mizan burcu(Terazi) etkisinden sonra yani insan tartıldıktan sonra cennetlikler İkizler burcu etkisine girerler.Ya da Cennet İkizler burcu etkisindedir..Yay ve İkizler zıt burçlardır.Ve geçmiş ve gelecekle ilişkilendirilen ay düğümleri bu burçlarda -3.derecesinde- güçlenirler.Güney aydüğümü yani ejderhanın kuyruğu yani geçmişin Yay burcunda güçlü olması ilginç tesadüftür.

Bazı Astrologlar Akrepin ve 8.evin insanların günahlarından arınmasını temsil ettiğini söylerler.Alimlerin söylediğine göre Akrepler Yılanlar vs. Cehennemdeki araçlardır.Zebanilerin de boynuzlu olarak çizilmesi ilginçtir.Tabi aslında bu Akrep Yılanlar vs. aslında bizim yaptığımız kötülüklerdir.

Dini bilgilerde Ölümün Koç suretinde boğazlanması vardır kıyamette..bunun da Koç burcuyla alakası olabilir..8.evdeki Mars Koçun öz yıldızı.Koçta Güneşin yükseldiği burçtur..ve haritada 12. evde durur yani sonda durur..

Hz. Arabi ye göre cehennemlikler ölümlüdür.3 semavi din öncesinde ve onlar sırasında insanlar ölümsüzlüğü aramışlardır.Kadim mitolojilerde sık sık karşımıza çıkar bunlar.Ancak islami anlayışta ölümsüz olma kavramının sonradan biraz önemsiz konuma geldiği belki söylenebilir.Daha çok ebedi Ahiret hayatı olarak geçer…Hz.Arabi insanın bir nehre batırılarak ölümsüz olduğunu söyler….bunun da üstünde pek durulmamıştır……..Kevser suresi Kur’anda 3 ayetten oluşan kısa surelerden biridir. Kevser bir sudur,cennette nehirdir veya havuzdur. Diğer bir ismi de “Nahr (boğazlama) Suresi”dir.” İnsana kevser verilmesi belki de ölümsüzlük anlamındadır.

”Muhakkak Biz, sana Kevseri’i verdik.
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
Doğrusu sana kin besleyendir soyu kesik olan!”

Hz.Arabinin bir sözü de ilginçtir:

”..Arabiye göre kurban kesilince hayvanların bedenini yöneten ruhlar azledilir.ruh cesetleri deve ve sığır olarak idare ettikten sonra bu defa insana ait olmak üzere yönetir.bu öyle ince meseledir ki Allahın gözlerini açtığı evliyalardan başkası onu kavrayamaz ”(Elmalılı Tefsiri.C.5 S.490) Belki hindular bu yüzden sığırlara bu kadar saygı duyarlar.

bruce lee

Mısır Ölüler Kitabındaki Ani Papirusunda- kitabın adı da ilginç sanki adı ölümlüler kitabı- şöyle denir:
”..insanoglu ebediyetten bu güne; sadece burada yasamadi; birçok yerde, birçok zamanda, birçok dünyada yasadi; herbirinin arasinda karanliklar perdesi vardi;..’

bir diğer Papirüste şöyle deniyor:

“İnsan birçok kereler doğar, ama geçmiş hayatları hakkında hiç birşey bilmez; yalnız bazen bir “Gündüz Düşü” (Dejavu) ya da aniden zihnine gelen bir “Düşünce” onu geçmiş yaşamlarındaki bir sahneye götürebilir.Bu sahne ona tanıdık gelse de, onun ne zaman ya da nerede yaşandığını zihninde belirleyemez.Buna karşılık sonunda, tüm geçmiş hayatları kendilerini (bir gün ona) ifşa edeceklerdir.

Bir Enkarnasyonda bir arada olan Ruhların, bir diğer Enkarnasyonda tekrar bir araya gelmeleri ve bir mıknatıs tarafından çekilircesine birbirlerine yaklaştırılmaları çok muhtemeldir, fakat bunun nedenini bilmezler.”

Burdada konuyla ilgili islam alimlerinin pek önem verilmeyen ama okuyun diye gözümüze soktukları ilginç fikirlerini sıraladım..

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz:”..Güneşin fazla etkilerinden biri de Evci kuzey burçlarından oldukça kuzey toprakları bayındır olur şenlenir.Güney tarafları ise deniz sularının altında kalır.Güneş evci güney burçlarına geçtiği zaman o araziden deniz suları çekilir.Bu sefer burası bayındır olur şenlenir ve insanlarla dolar.Diğer karalar ve bayındır yerler deniz sularına gömülür.Bu anlatılan Evc hareketiyle güneş her 25200 yılda bir defa karalar denize,denizler karaya dönüşür ve dünya alemi yeni bir düzen bulur.”(Marifetname 4.cilt S.79) dedikten sonra belki yaz kış,madenler taşlar bitkiler ağaçlar yeniden var olur der..

Azüziddin Nesefi..Tenasühe inanlara göre Kötü insanların insan mertebesinden madenlere,bitkilere,hayvanlara kadar indiğini söyledikten sonra insan mertebesinde kalanların insan kalıbından insan kalıbına geçtiğini söyler.Yani insan madenle melek sureti arasında gider gelir bir bakıma…49000 binyılda bir dünyadaki karalar suya batar ve her şey silinir.Bu sefer su altındaki karalar çıkar ve maden bitki yeniden zuhur eder.(İnsanı Kamil-A.Nesefi S.180-181).Himalayaların tepesindeki deniz kabukları da böylece akla uymaktadır.Ancak buradaki tarihle Marifetnamedeki tarih arasında yaklaşık 25000 yıl fark vardır.Ayrıca Nesefi her 7000 yılda bir küçük kıyamet olduğunu ve bu arada söylenmemiş ve yapılmamış hiç bir şey kalmadığını söyler. Belki  inşa etmekte olduğumuz medeniyetin daha önce de inşa edildiğini söylemektedir.

Sohbetler kitabından:Mahmud Gaznevi bir yazısında bir şehirde yaşarken ölüyor ve 500.000 sene sonra uyanıyor ve orasının deniz olduğunu görüyor sonra tekrar orada uyandığına fende çok ilerlemiş bir şehirde kendini buluyor..Sonra Kenan Rifai ekliyor:” Eskiler derki:Hayat kederleri elemleri sürur ve neşatı ile hep geçmişte kazanılan şeylerin semeresidir.”

FULLMOON

Aynı kitapta Astroloji severlerin dikkatini yoğunlaştırmaları hatta bunu kafalarının bir köşesine saplamaları gereken bir söz de eder buraya dikkat!!!: ”Hasılı şunda bunda ve kendimizde gördüğümüz vakalar felaket veya saadet,hadiselerin hükme bağladığı ilahi mahkemede verilen kararların icra ve infazından başka birşey değildir.”(Sohbetler-K.Rıfai s.356-357)

Bir Hadise göre:12 türlü hayvan evvelce insanken işledikleri günahlar yüzünden kılık değiştirmişlerdir.Hadisin kastettiği hayvanlar şunlardır:

Maymun,domuz,köpek,fil,kurt,fare,kertenkele,yengeç,kaplumbağa,tilki kirpi,ayı.(Makalat.Ş.Tebrizi S.310.)Bu hayvanların Batı,Çin,Kızıldereli zodyağından örnekleri olduğuna dikkatinizi çekerim..

Tanrının insanlara merhametli olun derken kimi insanlara sertçe davranmasını ancak bu şekilde geçmiş yaşamında yaptıklarından dolayı anlamlı bulabiliyoruz..Dünya hem cezanın hem kendini kurtarmanın hem de kendini düzeltmenin var olduğu bir yer gibi durmaktadır.”Hz Musa nın elinde ejderhanın asa,ve ateşin Hz İbrahime gül olması gibi,yarın perde kalkınca,cehennemin bizzat bu dünya olduğu anlaşılır”(Maarif-Sultan Veled S.184)..Tanrının bütün amacı bizi İnsan-ı Kamil mertebesine ulaştırmaksa Aslında Cennet ve Cehennem de amaç değil araçsa o zaman neden Tanrı her insana iyi ve eşit yetişme şartları sunmamaktadır…o da sanırım insanın başına getirecekleri anlamı arasında kaybolup giden sorudur.Belki levhi mahvuzu, eğer cehennemlik olacaksak gelecek yaşamda başımıza gelecekleri biz kendi ellerimizle yazıyoruz..yani kendi levhi mahfuzumuzu kendimiz yazıyoruz..ve o yazgı üzerinden kendimizi kurtarmak yani ölümsüz mertebesine ulaşmak zorundayız belki de..kötü oldukça ebedi olarak cehennemde yani ölümlü kalacağız ta ki Kamil insan olana dek..

Mesnevide geçen bir hikayede Bir padişah adamını abıhayat ağacını aramaya gönderir ama bulamaz..adam bir evliyaya sığınır:

”Şeyh “ Ümitsizsen bile söyle. Matlubun ne? Neye yüz tutun?” diye sorar. Nedim. “ Bir padişahım var, beni bir ağaç aramak üzere gönderdi. Ama nasıl ağaç? Alemde bulunmaz bir şey. Meyvesi, abıhayatın aslı. Yıllardır aradım bir nişanesini bile bulamadım, ancak bu sarhoşlar, benimle eğlendiler, beni alaya aldılar. İşte o kadar!” der. Şeyh gülümser de der ki: “Ey saf adam, bu ağaç, ilim sahibindeki ilimdir.

Pek yüce, pek büyük ve etrafa yayılmış bir ağaçtır o, hatta ağaç da ne demek her tarafı kaplayan deniz gibi Abıhayattır! Sen surete kapılmış yolunu yitirmişsin. Manayı elden bıraktığın için onu bulamıyorsun. Ona gah ağaç derler, gah güneş. Gah deniz adını takarlar, gah bulut! Hulasa öyle şeydir ki yüz binlerce eseri var En aşağılık hassası, sahibine ebedi bir hayat bağışlamasıdır.”Mesnevi.İzbudak.C.II.3640-3673.

Sonuçta Yeniden dünyaya gelme konusunda durum reenkarnasyon basit mantığından oldukça farklı olabilir..

Tanrı kaç insan daha yaratacaktır..kaç dünya vardır.Anlamak imkansız…sanırım bunun bir karşılığını da mesnevi de Hz Mevlana vermiştir.:..Çünkü hayranlık durağı aşağılıkların en aşşağısıdır ve o duraktakileri aşağılık alemin suretini yapsınlar,düzsünler diye yaratmışlardır.Onların duygularıyla anlayışlarına,o çizgiyi aşmasınlar diye bir daire çekmişlerdir.(Mesnevi İzbudak C.6.s.1)

SAG VS MER
”….insân ile Allah arasında bir ezelî anlaşma, bir zaman ötesi ahdleşme vardır.Kurân buna Mîsak ve Ahd diyor ve insânı bu ahdi bozmamaya, hayatını onun gereklerine uygun yaşamaya çağırıyor (A’raf172-173; Tâha/115). ilâhî nefha oluşun bir uzantısı da şudur: insân, Allah ’ın yeryüzünde halîfesi ve ilâhî emânetin, yâni varlığın gâyesini gerçekleştirme borcunun taşıyıcısıdır (Bakara/30). insân, mutluluğu ve ölümsüzlüğü Allah ’a varmakla elde edecektir. Aynen bunun gibi Allah ’tan uzaklaşmak insânın mutsuzluğu olacaktır. Kur’ân, ölümsüzlük olayını, Allah ’a varış olayı olarak ortaya koyar. Son varış noktasının Allah olduğu, Kur’ân’da açıkça ifâde edilmiştir.(Bakara/156; Ankebût/ 8).

insânın kudret, şeref ve çilesinin temelinde onun ayrılışı yatar. insân Allah
’tan ayrılmıştır. Burada, Yaratıcı ile aynı olan özün, yaratılmış bir kalıbın içine konmasıyla karşı karşıyayız. Hz.Peygamber: “Bedenleriniz sizin bineklerinizdir” buyuruyor. işte hayat serüveni, ölümsüz olan özün, ölümlü binek üzerinde gerçekleşen bir yolculuğudur. insân bunun farkında olsun, olmasın hikâye budur.insân, ezelde aslından ayrılıp bu noksanlıklar dünyasına gelirken, koptuğu bütünle bir anlaşma, bir ahdleşme yapmış, bir mîsak imzalamıştır. Bu mîsakla, Yaratıcı’nın bu âlemde şâhidi olmayı kabûllenmiştir….”(1)

(1) http://ozemre.com/sites/default/files/pdfs/kamilmursidinportresi.pdf

Belki de ölümsüzlükle ‘sol invictus’ miti arasında bir bağlantı vardır.

Two Steps From Hell- Norwegian Pirate

Reklamlar