KOVA ÇAĞI

Eskiler yani,müslüman ve hintli astrologlar Güneş Ay ve diğer gezegenlerin tutulma  çizgisinin üzerinde toplandıklarında kıyametin kopacağını söylerler.Buna benzer bir durum Kuranda da geçer:

” Göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneş ve ay bir araya getirildi­ği zaman;”(Kıyamet:7,8,9)

Bir diğer inanışa göre Dünya hayatı Koç burcunun 0.derecesinde başlamıştır ve Balığın  29.derecesinde bitecektir.Güneş ve Ay tutulmaları iyi ya da kötü büyük değişimlerin habercisidir Astrolojide.Anlaşılan bu son tutulma en kötü tutulma olacak ve Astrolojik verileri de o derece kötü olacak .Öyle bir Astrolojik tablo ki bütün Güneş Sistemini yerlebir edecek.
 Gezegenlerin bir araya gelmesiyle kıyamet kopacağının söylenmesi,bütün  gezegenlerin   çekim güçlerinin ve astrolojik etkilerinin birleşmesi anlamına gelir.

İki ayette ilginçtir:
Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer , 1)
Denizler, tutuşturulduğu zaman. (Tekvir , 6)

Ay ın etkilenmesi belki de yok olması ve Denizlerin tutuşturulması birbiri ardınca gelen bu etkiler,Ayın Dünya üzerindeki etkisinin kalkması,Bir bakıma su burcu Yengeç burcunun etkisinin kalkması anlamına da gelebilir. Zaten Ay yok olunca Dünyanın dönme düzeni de alt-üst olacaktır.Yengeç 4.evin sahibidir ve yaşamın sonuyla ilgilidir..’Gökte ne varsa yerde de o var’ denir.O halde; İnsan kötü olduğu için Gök kötü olmuş,Gök kötü olduğu için İnsan kötü olmamış.

Nostradamus 3797 yılına kadar tahminlerde bulunmuştur.Presesyona göre şu anda Balık çağındayız.Bugün Kova burcu çağını kim neye göre uydurdu bilmiyorum.2400 dolaylarında 21 Martta artık Kova burcunda Güneş parlamaya başlayacak.Ama eğer teknolojiyle bir bağlantı kuruldu ve Dünyanın düzeni Kovaya uygun bulundu ise, böyle kabul edelim. Presesyon için okuduğum çoğu kaynak bir efemeris gibi kesin bir tarih vermemektedir,72 yılda 1 derece geri gidiş,standart bir geri gidiş değildir de ondan mıdır bilemiyorum.Çünkü Presesyona Dünyanın kendi etrafında dönerken-coğrafyacı tanımıyla-kafa sallaması yol açar.

Son yüzyılda 2 büyük yıldız toplaşması yaşadık.Yeni jenerasyon gezegenleri    içermeyen bu yıldız tablosu 4 Şubat 1962 ve 3 Mayıs 2000 yıllarında meydana geldi.Başa dönersek bu yıldız toplaşmasından Kova burcunda olanının Dünyanın o güne kadar karşılaşacağı en büyük savaşa sahne olabileceği yılı göstermesi önemli gibi durur..

Küba Füze Krizi olarak anılan kriz ,Soğuk Savaşın en önemli krizi olarak görülür.Küba ya konulan Sovyet füzelerinin ABD nin güvenliğini tehdit etmesi ve Küba nın ABD tarafından abluka altına alınmasıyla bir Nükleer savaşın eşiğine gelinmişti.Sovyetlerin Küba daki füzeleri sökmesiyle kriz çözülmüş,.28 Ekim 1962 tarihli mektup ortamı yumuşatmıştı.

Nostradamusu baz alırsak 3797yılı Kova Çağının içerisindedir.Kıyamet bu süre içerisinde kopacak diyemeyiz.Onu ancak Tanrı bilir.Kova ile teknolojiyi  birlikte anmamız ve Evrenin sırlarını çözmeye başlamamız beni korkutuyor.Atomu parçalamamız bunun daha da ilerisinin geleceğini gösteriyor.Yani İnsan daha büyük güçlere hükmedecek.Denizlerin tutuşturulması.Ayın dengesinin bozulması vb olaylar korkarım ki insanın ”kendi eliyle yaptıkları”ndan gelecek.Mesela su nasıl yanacak bu bulunacak ya da Ay ın yörüngesi nasıl saptırılır şemalar halinde bir çocuğun kule yapması kadar kolay şekilde anlatılacak.

“Maddenin en küçük parçası olan “cüz-ü lâ yetecezzâ (atom)”da yoğun bir enerji vardır.Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun parçalanamayacağı söylenemez.
O da parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir güç meydana gelir ki,Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu Allah’ın kudret nişanıdır.”

Bu sözlerin sahibi 721-805 yılları arasında yaşayan Câbir bin Hayyan isimli kimyacıdır.  Bunu,yani Atomun parçalanabileceğini deney olmadan akleden insan tabi ki daha büyük güçlerin varlığını da akledecektir.

Kova burcu çağı,korkarımki İnsanın eline büyük güçlerin geçtiği ve böylece kendi  sonunu hazırladığı bir çağ olacak.Karamsar olmamın nedeni insanın geri dönülemez hata yapma olasılığının yüksekliği ve bazen geri dönülmez değişimleri  getiren Güneş ve Ay tutulmalarının Dünyanın son günü bile parıl parıl parlamaları.

Herodot un yazdıkları doğruysa-ki,tarihte onun anlattığı gibi büyük olaylardan önce güneş tutulması olmuştur,-MÖ 479 daki tutulum çizgisinin epey uzak olduğu yerin kararması ilginç bir durum olmuş:

‘Güneş gökyüzünde,her zamanki yerindeyken tutulduğu zaman ordu yola çıkmış bulunuyordu,Güneş görünmez olmuştu,hava dünyanın en güzel havasıydı,hiç bulut yoktu ve gün ortasında gece olmuştu.’**

Güneş tutulması çizgisi nerdeyse,Sardes ten,2 bin kilometre uzaktaymış.Libya-Cezayir sınırında tam tutulma olmuş.MÖ.2 Ekim 479 daki bu tulmanın karartığı coğrafya Afrika ve Avrupanın yarısına yayılmış gibi görünüyor.TIKLA.Tutulum Çizgisi Kserkses, Pers kralı olarak bunu dikkate almış ve kahinlere bunun anlamını sormuş.
Kahinler bunu Yunanlıların kentlerinin kararacağına yormuşlar.Çünkü Kserkses o zaman Yunanistan seferine çıkmış bulunuyordu.

Ayvalık ta tatildeyken -11 Ağustos 1999-,ortalık sanki Güneş in önüne kalın bir bulut gelmişçesine biraz kararmıştı.Oysa 479 taki tutulum çizgisine Sardes kadar uzak bir yer değildi.O zaman da hava bulutsuzdu.Ama tutulum çizgisine daha yakın olduğumuz halde Tam bir gece olmadı.Geçmişten günümüze doğru kararma konisi küçülüyorsa o zaman ya Ay Dünyadan uzaklaşıyor,ya da Dünya Güneşten uzaklaşıyor,ya da her ikisi de oluyor.Bunlar Astrofiziği ilgilendirir.Ancak bir etken daha var,o da Dünyanın Atmosferi .Ozon Tabakası Dünyaya Mavi rengini verir.

Güneş ışığı Atmosferde dağılır.Ozon tabakasının inceldiği bilinmektedir.   Atmosferinde inceldiğini varsayarsak daha ince bir Atmosfer daha fazla ışık demek olabilir.Çünkü Atmosfer bir tür filitre görevi görür.Üstelik ormanlar geçmişe göre azalmıştır.Bu da daha az Oksijen üretimi demektir.

Kadim Astrologlar Pers topraklarını KOÇ etkisindedir derler:
”DORETHEUS=BABYLON,**MANİLUS =PERSİA,SYRİA**PTOLEMY=ENGLAND,GAUL,İSRAEL,SYRİA,
TEUCER=PERSİA PAULUS=PERSİA”

Kyros un Perslerin başına geçmesiyle,Persler yükselişe geçmiş ,Kambysesle devam etmiş ,Dareiosla doruğa çıkmış ve Kserksesle düşüşe geçmiştir.Yunanistanla olan harpten sonra Pers ilerlemesi durmuştur.

Tarih tekerrür etmiş gibi;Kserkses in ordusu Perslerden, Medlerden, Hintlilerden, Mısırlılar dan,Etiyopyalılardan,Libyalılardan,Ermenilerden,Araplardan vs. oluşmuştu ve Çanakkaleden bir köprü kurularak Trakyaya geçilmişti.Bu bana, yine Koç etkisinde olan İngilizlerin Çanakkale savaşında birlikte getirdikleri Anzakları,Hintlileri, Senegallileri,Tunusluları ve diğer bütün sömürge askerlerini hatırlattı.Tıpkı Akif in Çanakkale şiirinde dediği gibi: ”Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela” Herodot,kitabına böyle bir şiir ekleseydi hiç şaşmazdım.

Perslerle Koç bağlantısı Kitab-ı Mukaddeste de geçer.Bu da ilginç bir benzerliktir.Danyel bölümünde Danyel peygamber bir rüya görür ve sonra bu rüyanın tabiri ona açıklanır.

Daniel 8:

”2:Görümde kendimi Elam İli’ndeki Sus Kalesi’nde, Ulay Kanalı’nın yanında gördüm.

3:Gözlerimi kaldırıp bakınca kanal kıyısında duran bir koç gördüm; iki uzun boynuzu vardı. Boynuzlardan daha geç çıkanı öbüründen daha uzundu.

4:Koçun batıya, kuzeye, güneye doğru boynuz attığını gördüm. Hiçbir hayvan ona karşı koyamıyor, kimse onun elinden kurtaramıyordu. Koç dilediği gibi davrandı ve gitgide güçlendi.

5:Ben bu olayı düşünürken, batıdan ansızın gözleri arasında çarpıcı bir boynuzu olan bir teke geldi. Yere basmadan bütün dünyayı aştı.

6:Güç ve öfkeyle, kanalın yanında durduğunu gördüğüm iki boynuzlu koça doğru koştu.

7.Öfkeyle saldırdığını, koça vurup boynuzlarını kırdığını gördüm. Koçun tekeye karşı duracak gücü yoktu; teke koçu yere vurup çiğnedi. Koçu onun elinden kurtaracak kimse yoktu.”

Burada sanki Pers topraklarından(Koç)çıkan bir Koç sembolize edilmiştir.Bunlar yukarıda geçen Pers kralları iken Teke ise Büyük İskenderdir.

Daniel:8

”20:Gördüğün iki boynuzlu koç Med ve Pers krallarını simgeler.
21:Teke Grek Kralı’dır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.”
Pers kralları ve Büyük İskender in Zulkarneyn olabileceği de ifade edilmektedir.

Kehf Suresi:

”83. (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”

84. Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.”Kelime anlamı olarak Zülkarneyn iki boynuz sahibi anlamına da gelir.Bu nedenle Özellikle Büyük İskender,Daraios ve Kyros un Zülkarneyn olabileceği tahmin edilmektedir.Ama peygamber olduğu da
sanılan bu velinin kesin olarak kim olduğu bilinmemektedir.”Yere basmadan bütün dünyayı aştı.”

Danyel 8:5 de geçen bu sure ile Kehf 84. de geçen:”kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.”tanımlamasıyla sanki İskender hava da uçarcasına bir gezme yeteneği kazanmış, bence Zulkarneyn, İskender(Alexander)olabilir.Bu da benim görüşüm.(Teke nin tek boynuzu soru işareti!)

96. “Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince“körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi.” Demir Koç burcunun madenidir.Kehf suresinde geçen bu benzerlikte ilginçtir.

Kaynak:**Herodot Tarihi s.349

Bir hadiste şöyle denir:’Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz.’ Yani batıdan doğmak bir kıyamet alametidir.Ancak hangi batıdan doğmadan sonra, ilkten sonra bir başkası da yaşanırsa.Bu da ihtimal dışı değil.Güneş 2 nedenle batıdan doğabilir:
1-Kutuplar yer değiştirir.2-Dünya tersine dönmeye başlar.
Hadisi gelecekten bir haber olarak yorumlarız.Ancak geçmişte böyle birşey olduğunu Heredot Tarihi’ni okuyana kadar duymamıştım.

Heredot Mısırlılardan şunu duymuş:”Buraya kadar anlattıklarım mısırlılardan ve mısır rahiplerinden dinlediklerimdir;dediklerine göre,ilk kraldan sonra sonuncu kral olan bu Hephaistos rahibine kadar üç yüz kırk bir insan kuşağı ve bu kuşaklar sayısınca büyük rahip ve kral gelmiştir.Üç yüz kuşak on bin yıl demektir;çünkü üç kuşak yüz yıl yapar;geri kalan kırk bir kuşak da bin üç yüz kırk yıl tutar.toplam;on bir bin üç yüz kırk yıl ve bu süre içinde,hiç bir tanrı insan kılığında görünmemiş,bana öyle dediler;zaten ne daha önce,ne de daha sonra mısır ın öbür kralları zamanında böyle birşey olduğuna dair bir şey söylemediler.buna karşılık bu süre içinde,bana dediler ki;güneş dört sefer başka bir yerden doğmuştur;iki sefer battığı yerden doğmuş,iki sefer de doğduğu yerden batmış.Ama bunlar mısır ın durumunda bir
değişiklik yapmamış;ne toprağın veriminde,ne ırmağın yararlarında azalma olmuş.ne de hastalık ölüm oranları yükselmiş.

Daha önce bu olay büyük ihtimalle dünyanın başına gelmiş.Bu durumda dünyanın tersine dönmesi ihtimali az olabilir.Bir yıldız çarparsa dönme yön değiştirebilir.O zamanda dünyanın etkilenmesi kaçınılmazdır.Üstelik çarpma dengeyi altüst edebilir. Heredot Mısırda bir değişiklik olmadığını söylemektedir.Bu durumda kutupların yer değiştirmesi daha mantıklı olabilir.Ya da Güneş in manyetik alanındaki bir değişiklik, örneğin büyük bir patlama dünyanın manyetik alanını etkiliyebilir. Kutuplar yer değiştirebilir.Venüs gezegeni saat yönünün tersine döner.Onun dönüş yönünü, bir çarpma olmadıysa,Güneş belirliyor olmalıdır.

Azteclerin 5.Güneş Taşı dedikleri takvim de belki de,yaklaşık 5 bin yıllık bir Güneş değişim periyodundan haber veriyor olabilir.5 bin yılda bir içsel bir devinim yaşıyor olabilir Güneş.Marduk ya da Zecharia Sitchin in 12. gezegeninin Dünyayı kasıp
kavuracağını hiç zannetmiyorum.Bunlarla Aztec takviminin alakası olmamalıdır. AZTEC SUN STONE

Eğer kutup değişmesi gibi birşey gelecekte yaşanırsa,güney yarım küredekiler kutup   yıldızını görmeye başlarlar.Tabi biz kuzeyliler o güzelim Yengeç,Aslan aylarında kar küremeyle uğraşmaya başlarız.Oğlak,Kova aylarında güneşlenmeye çıkarız.
Mısırlılar eğer bir kutup değişmesi yaşamışlarsa, gökteki sabit yıldızları bir yere resmetmişlerse, buna Mısırda rastlamak büyük bir buluş olacaktır.Ancak Mısır ekvatora yakın bir yer olduğundan,yaz beklerken tekrar kış yaşayan kuzey ya da güney insanlarının resmetmeleri,ya da yazmaları daha büyük bir olasılık.Tabii birde bu batıdan doğmanın ne kadar sürdüğü de önemli.Eğer 1-2 gün sonra tekrar doğudan doğmuşsa bunlar yaşanmamıştır.Ya da Heredot un dediği 2 defa batıdan doğma birbiri ardı sıra olmuşsa ve sonra durum normale dönmüşse şaşkınlık daha az olabilir.Bunun izinin mutlaka diğer kültürlerde de sürülmesi gerekir.Hepsi de bu büyük doğa olayının farkına varmış olmalılar.

Kaynak:*Heredot Tarihi s.135.b.142

Reklamlar